24 Mar 2011

Concon'un Ölümü

                Bir concon vardı zamanın birinde... Kimseyi sallamazdı, büyüktü kocamann birisiydi; aslında herkesin kendisi hakkında ne düşündüğünü merak eden.
                Bir concon vardı... Kendisini hiçbir konuda yeterli görmeyip, saldırırcasına bir şeyler öğrenme peşinde olan ve fakat aynı zamanda hiçbir kimseden yardım istemeyecek kadar kendine güvenen, kibirli..
                Bir concon vardı;iyi, kötü. Concon güzel, concon çirkin. Sevimliydi aynı zamanda itici. Kibar ve fakat kaba saba.
                Kimi hikayemizin kahramanı concon kişisinin iyi yanını görürdü, kimisi kötü yanını. Kimse merak etmedi neden kötü yanını gördüğünü conconun, kötüsün işte dedi o kadar. Aydınlıklar senin neyine, karanlıkta yaşa ve orada kal.
                                                                           &  &  &
                Ah be concon, geçen zaman içinde çok düşündün başkaları seninle ilgili ne düşünüyor diye. Öyle ki zaman zaman yaşamının akışını dahi değiştirmeye teşebbüs edip... Değer miydi peki? –“Değerdi tabi ya; değerdi ama zamanında. Gelgelelim artık zamanı geçti.” Tüketim toplumunun bayrak taşıyan fertlerinden biri olarak, değenleri tükettin, yer yer değerleri de...
                Peki concon, acı olan ne öyleyse? –“Senin, yüzlerine bakarak bir sıcak gülümsemeyi paylaşmak istediklerinin,  seni görünce kafalarını bile kaldıramamalarını görmek. Ortadoğu ve Balkanların sevdiklerine karşı en sıcak kanlı insanı değil miydim ben? Niye dönüp bir selam bile veremesinlerdi ki?”
                Peki nabıcaz biz seninle concon?- “Bugün buradayım, yarın da istediğimi yapıcam, bu çok açık; eğer istemediğimsin demekte ısrar ediyorsan sahip, otu çekince gördüğün tavşanı izle. Tavşan iyidir, tavşan güzel... Tribimsin deyip arabeske bile bağlayabilirsin belki olayı. Hatta şirinler bile görülebiliyo trip anında, inan bana...”
                                                                           &  &  &
                Ve saat melankoliyi 5 geçerken... Elveda kış, hoş geldin bahar. Çiçek açmanın zamanı geldi hepimiz için. E haydi o zaman, ne duruyoruz?

21 Mar 2011

Can Yücel - Sevgi Duvarı


                  sen miydin o yalnızlığım mıydı yoksa
                 kör karanlıkta açardık paslı gözlerimizi
                  dilimizde akşamdan kalma bir küfür
                    salonlar piyasalar sanat sevicileri
               derdim günüm insan içine çıkarmaktı seni
                      yakanda bir amonyak çiçeği
                   yalnızlığım benim sidikli kontesim
                    ne kadar rezil olursak o kadar iyi

                   kumkapı meyhanelerine dadandık
              önümüzde altınbaş altın zincir fasulye pilakisi
                aramızda görevliler ekipler hızır paşalar
                  sabahları açıklarda bulurlardı leşimi
                     öyle sıcaktı ki çöpçülerin elleri
                    çöpçülerin elleriyle okşardın beni
                    yalnızlığım benim süpürge saçlım
                   ne kadar kötü kokarsak o kadar iyi

                    baktım gökte bir kırmızı bir uçak
                      bol çelik bol yıldız bol insan
                      bir gece sevgi duvarını aştık
                     düştüğüm yer öyle açık seçik ki
                 başucumda bir sen varsın bir de evren
                  saymıyorum ölüp ölüp dirilttiklerimi
                   yalnızlığım benim çoğul türkülerim
                 ne kadar yalansız yaşarsak o kadar iyi

                                                   
Can YÜCEL

19 Mar 2011

強い日本に滞在 - Güçlü Ol Japonya

                Birçoğumuzun Japonya’da olup bitenden pek dehaberi yok. Tv’de zaten buna yönelik doğru düzgün bir haber bulabileceğimizi zannetmiyorum ki TV izlemeyi bırakalı çok uzun zaman oldu. Dünyanın gözünü Japonya’ya çevirmesine neden olan bu doğal felaketi yalnızca “Sızıntıdan Türkiye etkilenmeyecekmiş.” mantığıyla takip eden insanlara da sözüm yok. Dünya yansın, bir tek onlar sağlam kalsın. Canları sağolsun...
                Dünya, belki de tarihinde daha önce rastlanmamış büyüklükte bir felaketin eşiğinde şu günlerde. Belki “atom bombası” atılmış gibi büyük bir patlama olmayacak fakat sızıntı had safhada ve her geçen saat, durumu daha da ciddileştiriyor. Dün tesisin işletmesini elinde bulunduran şirket 180 çalışanını santralden geri çekti. Kalan 70’i ise sonucun ne olabileceğini herkesten iyi bilerek, belki de hayatlarından vazgeçiyorlar. Onlar birer kahraman!
                Armageddon filmini izleyenleriniz vardır... İzlemeyenler için biraz bilgi verelim. 1999 yapımı filmde Bruce Willis ve Ben Affleck başrolleri paylaşıyordu. Dünyaya hızla yaklaşan ve çarpışmanın gerçeklemesi durumunda dünyayı yörüngesinden çıkararak yerkürede yaşamın sona ermesine sebep olacak göktaşına, intihar görevlerini yerine getirmek için gidiyorlardı. Büyük bir patlayıcıyı göktaşının merkezine yerleştirecek ve oluşan patlama sayesinde göktaşının yerküreye çarpması engellenecekti. Gözüme gelen sahne, tüm ekibin biraz sonra yapacakları ölüme yolculuğa rağmen kararlı ve gururlu yürüyüşleriydi uzay mekiğine doğru yaptıkları.
                Bugün santralde kalan 70 teknisyen ve mühendis eğer tüm dünyayı dolayısıyla bizleri düşünerek kendi hayatlarını hiçe sayıyorlarsa, bizim de onlara en azından bir teşekkür borcumuz var değil mi? Peki bu teşekkür borcumuzu ucuz siyaset malzemesi yapıp, yalnızca ve yalnızca yaptıkları nükleer santral anlaşması karşısında bir kamuoyu baskısı oluşmaması amacıyla sümenaltı eden, görmezden gelen, popüler deyişle, tüpgaz ile nükleerin farkını ayırd edemeyenlerin, kişisel hırslarına set çekemeyenlerin manipülasyonları yüzünden görmezden mi geleceğiz? HAYIR!
                Yakın zamanda benzer acılar yaşayan bir halkın evladı olarak: HAYIR!
Bir de şu linke bakmanızda fayda var. http://search.japantimes.co.jp/cgi-bin/nn20110319a1.html

18 Mar 2011

Another Paddy's Day Far Away From Ireland

               It is such a clear moment that I decided to go live in Ireland when I was only 7. There was a news about Northern Ireland Trouble while we were watching the tv with da. Eventough my age (can u imagine? I was like an hobbit size little bastard) I easily understood the UK fucked up on everything. How can you success against all those men were rioting? Burning down everything in the city. The city I mean is Belfast which I will no long further lived in the future, I just spent couple of days^^ but I was not that far away from my dreams, I was in the Republic of Ireland. Connoly’s, De Valera’s, Collins’s Ireland.
                Some says: Ireland, gods own lands. May be it’s true. I had just lived there for a year, not so long for some but enough to be an half-irish for others. I am in the group of the latter I think. Every morning I get up, I want to say the first I saw “Top of the morning to ya!”. It means a kind of Gud Mornin’ and I know it’s not an Irish phrase, it’s New Zelandian but who cares? Most people think it’s Irish jajaja. Well back to the story.
                I have great memories from there. With local people which I had no trouble with them, they always showed met he Irish Hospitality during the year. I had no even a bad moment with my friends neither in Wellmount where I lived nor in the AIT. The only bad memory for me to see the fucking ATM was swallowing my bank card without warning remained me without money in the pocket at the Athlone Town^^ I was totally like a homeless on the way to go Dublin. Well suddenly, a friend of mine had solved the money problem, I dont think what would have happened if he was not with me that morning,  there was not enough time to go catch the plane and find some money by singing French songs if he was not there. Thanks man!
                I never thought Spanish people were that kind, lovely friends, best classmates (jajaja) before I met them in Athlone. The groups I love most were Spanish people and french girlz of course jajaja. No no, I am kidding as always I do, I did and do love all my erasmus friends. I may not see all of them in the future but I always know if they’re good and safe, I am good. I always remember all those faces, even if Amandine’s^^ I will never forget you guys. Here is the thing: “Mi casa es su casa”. I hope to see you again one more time. 

                                                                                                        From Istanbul with love
                                                                                                                Your Turkish, Fırat