12 Ara 2011

Bir frtncr™ Kolay Yetişmiyor Hanım!




Sizlere uzak uzak diyarlardan sevgi dolu cümlelerimle geldim demek isterdim fakat şu henüz dün bitirdiğim 24. yaşım içerisinde uzaklara gidemedim, poff. Gittiğim en uzak yer Angaraydı yani o kadar diyorum. Peki neler yaptım şu 24. yaşım içerisinde sorarım kendime?
Efendim biliyorsunuz 10 Aralık’ta doğan ender şahsiyetlerden biriyim, beni bu özel günde doğurduğu için öncelikle canım anneme teşekkürü bir borç bilirim ve karşılık olarak kendisinden gelecek ‘Aman benim canım oğluum, aman benim yakışıklım, dünyalar kurban olsun sana’ lafları için de ortalama bir Karadenizliden pek daha hacimli ve kemerli burnumu tee fezalara kadar kaldırırım. Gençler size bir sır vereyim mi, annem beni hiç böyle övmedi lan. Hatta pek övmedi desem de yeridir. Hatta kimse beni böyle övmedi amk, sadece valide sultan değil. Ben de çareyi ‘lan madem kimse beni övmüyor, kendi kendimi öveyim belki inandırırım bazı kişileri’ demekte buldum. Biliyorum çok ezik bir durum, ne yapalım işte, buraya ne yazıldıysa o!
23’ü bitirip 24’e girme şenliklerinde baya bir eğlendikten sonra işler sarpa sardı ve bir süre bildiğiniz boka bulaştım, öyle böyle değil yani. Lost bile bu kadar bozmamıştır .mına koyim. Ne yaparsınız kader kısmet, tuvalet bekçiliği yaparsan boka da bulaşırsın çişe de sevgili benliğim! Bir kaç hafta sonra ‘Yok artık LeBron James, afedersin de skerler yani’ diyene kadar da bu durum böyle devam etti gitti. Sonra da hohohoo bitti. Bitti diye sevindik de akıllandık mı peki? Yok anacım, gittik çocuk bahçesine daldık bu sefer de. Neyse ordan da bir şekilde kurtardık paçayı. Benim esas geleceğim kısım reklamlar, bugün bir TV kanalı parayı reklamdan kazanıyor bebeğim, e ben de TV gibi çocuğum öyleyse reklam yapmalıyım. (Şu çıkarsamalarıma bayılıyorum yea)
Zamanlardan tecrübe kazanmak için işe girmemin bir kaç hafta sonrası, enerjik 10 kadar gönül dostuylan Büyükada yollarına koyulduk, enerjiğiz ya illa ki kaşınıyoruz dedik bisiklet kiralayalım. Fikir kimden çıktıysa ağzına zıçaym! Evet o benim hohoho. Kiraladık bisikletleri fakat ben iki dakikada bayıldım efenim. Bildiğiniz anlık bilinç kaybı, yüzde sararma, görülen beyaz ışık bir nevi ‘Let the Angels Guide You’ moduna soktu bizi. Aranıza geri döndüğümü benim çok sevgili psikopat arkadaşımın ‘Anaaa herif öldü lan galiba’ seslerini duyduğumda anlayabildim. O gün işte bir milattı. Dedim ki, güzel insan, sevgi kelebeği, genç kızların sevgilisi (evet Cougar takılmıyorum) hayatta ikinci bir şans verildi sana, ye dua et sev. Ben naptım peki? Hay skiim yeni paragrafa geçmek istedim tam şu an. Edebi açıdan yazının tüm akışını mahvedecek olsa bile, amaaaan siz biliyor ben canım ne isterse onu yapar.
Eveeet nerede kalmıştık? Troll’e bağladık amk gene, o bi film ismi olm. Hem ben dua etme kısmında da pek yetenekli değilim işin açıkçası. ‘Fakat ne yaptın kuzum, anlatsana neler oluyor yahu!’ dediğinizi duyar gibiyim, sizi merakta bırakmadan söyleyeyim, işi bıraktım ve bir bisiklet sahibi oldum. Burdan bakınca evet biraz ‘aklını skiim’ gibi duruyor ama öyle değil işte, bi bekleyin yargılamadan önce yea. Hem only god can judge me diyorum ve bu yaratıcılığımı yazacağım kitabı ‘Let there be lights’ diyerek başlatmak suretiyle taçlandıracağım. Veee ben, frtncryeni bir başlangıç yaptım ve dönüp arkama bile bakmadım. 3 ay sonra ne oldu peki? Gençler artık 2 dakikada bayılan bir public figure yok karşınızda, bir seferde 45 km. bisiklet basıyorum(biz baykırlar böyle konuşuruz taam mıaaa!) ve yorulmuyorum bile. Hoh çok havalıyım.
Dönelim bayılma mevzusuna, hacı beni ambulansa attılar ve bu sayede bir çoğunuzun ulaşamayacağı bir mertebeye ulaştım, adada arabaya bindim leaaaan. Hohohoo! Fakat bu sevinç uzun sürmedi, doktor amcamızın ‘Yakışıklı evladım, 6 milyarda bir görülen bir durumla karşı karşıyayız, üzgünüm ama çok az bir süre ömrün kalmış, bu süreyi anakaraya ayak basıp Hilal Cebeci ile fanfinfon yaparak geçir’ demesini beklerken bana ‘Bayılmışsın, korkulacak bir durum yok, git tahlil yaptır, soran olursa Senkop diye bir şey olmuş dersin’ dedi. Lan olm ben de biliyorum yani bayıldığımı, thank you! (Sinirlenince hep İngilizce konuşurum) Senkop da zaten bayılmanın tıp dilindeki adı sen kimi kandırıyon kimi! Fikirtepe çocuğuyum yığarım bizim kaaveyi buraya hea diyesim geldi de aman dedim deymez. Sen bana laik değilsin...
Ancak çok akıllı olanlarınızın anlayabileceği gibi, evet yeni hobim bisiklet. Peki yalnızca bir yeni hobim mi var, nayn! Bir enstrüman çalmaya başladım artık ve kendisini çok sevdik. Evin baş köşesine koyduk. Acaba nedir nedir diye sormayın, daha erken. En az bir parçayı tamamiyle çalabilmeliyim ki ardından söylemeliyim. Çok da prensipliyimdir.
Artık çok geç olmuş gençler, biliyorum deliler gibi frtncraşeriyorsunuz fakat ben yatıyorum yea, malum 6’da uyan filan. Profesyonellik benim göbek adım.
Haydi nice yıllar bana, vay size vaylar da size; ne yaparsınız hayat müşterek.

30 Kas 2011

Blogspot'ta Kızlar Mı Teklif Ediyomuş?

Al evladım bu da cevabın.



Sadece ünlü Türk Düşünürü frtncr™ için geçerli bir durum, genelleme yapmayalım lütfen. hohohoo

28 Kas 2011

Üç Maymun


        Bak arkadaşım, görme diyorsun, duyma diyorsun, konuşma diyorsun. Bilmiyorsun ki eğer ben görmez, duymaz, konuşmazsam; seni bir güzel zikerler sonra anlamazsın bile. Şimdi güzel kardeşim, çekinme gel yanımıza, bilmediklerini sor öğren, biz de bilmediklerimizi sana soralım. Tepeden inmecilik yapmayalım. Bizim yanımızda en fazla tokat yersin o da son çare ve de niyetimiz onların yaptığı gibi seni zikmek filan da değildir afedersin.

27 Kas 2011

Kayincoya Selam





The Angel

Did you ever fall in love with an angel dude?
I did at once.
I doubt to see her before I die.
I have fallen in love with an angel.
And 'll never give up loving her.



14 Eki 2011

TÜRK KADINI


          
            Merhabalar,

            Yazının fazlasıyla eleştiri içerdiğini söyleyerek giriş yapmak istiyorum. Eğlenmek amacıyla bir yazı okumak isteyenlere tavsiye edilmez.

            Bugün sizlerle izninizle birkaç tespitimi paylaşacağım ve ardından özellikle son tespit hakkında görüşlerinizi bekliyor olacağım. Bu konu benim için çok önemli ve sizlerin de konuya nasıl baktığınızı gerçekten çok merak ediyorum...
            Tespitlerimden ilki iktidar için söylenegelen hani şu hakim söyleyiş ‘Bunlar dini kullanarak halkı uyutuyorlar yahu!’ ile ilgili. Peki halka ne istediği soruldu mu? Neydi halkın istediği? Namaz kılan bir Cumhurbaşkanı, bir Başbakan değil miydi? O zaman bu söylemi artık dilimize pelesenk etmekten vazgeçip gerçekle yüzleşebiliriz değil mi? Halk dinin kullanılmasını istiyor ve dindar olduklarını gösterenleri ödüllendiriyor.
            İlk tespiti kapatıp ikincisine geçelim öyleyse. %99’unun Müslüman olduğu söylenen – ki kimse nüfus cüzdanındaki din hanesinde İslam yazdığı için Müslüman olmak zorunda değildir, kişi istediği dine mensup olabileceği gibi eğer kendisini hiç bir dine yakın hissetmiyorsa hayatından din unsurunu çıkararak da yaşayabilir – bir toplumda yolsuzluk, hırsızlık, soygun, şiddet, tecavüz gibi kötülüklere sıklıkla rastlamak neyin nesidir? Yoksa bu düzen halkın hoşuna mı gidiyor? İşlerine mi geliyor? 2002 seçimleri zamanında Cem Uzan’a bu ülkede ‘Amerika’ya dolandıran adam’ diyerekten oy veren yüzbinler yok muydu? Haydi yok deyin, diyebilir misiniz? Neymiş, halk biraz da ‘işini bilen’ yöneticileri olsun istiyormuş. İstiyormuş ki yarın bir gün kendilerine de bir pay düşer, köşeyi kolaylıkla dönerler, düzene ortak olurlarmış...
Şimdi gelelim son ve en uzun tespit hatta tespitler yumağına. Toplumda kadının yeri ile ilgili bir şeyler yazmak istiyorum. Başlangıç noktam kadınlara uygulanan şiddet.
‘Büyük güç, büyük sorumluluk ister.’ Bu sözden nasibini henüz alamamış insanlar ise kendilerinden kas gücü bakımından daha zayıf olan kadınlarımıza karşı gözlerini kırpmadan şiddet uygulayabiliyorlar. Bu olaylar senelerdir sürüp giderken medyada neler oluyor peki? Geçen hafta sırtından bıçaklanan talihsiz bir kadının fotoğrafını sansürlemeden sürmanşetten verip ardından bu işi kendisinin de kızı olduğunu, kızı gibilerin bu olayların farkına varması için yaptığını söyleyerek ucuz icraatlarına bir yenisini daha ekleyen malum genel yayın yönetmenine sormak istiyorum, neyi düzeltebilir ki bu yaptığınız? Farkında olmadan normalleştiriyorsunuz bu gibi durumları ve dünyadan haberiniz yok henüz. Uyanın hocam uyanın!
Toplumun çokça izlediği dizi ve filmlerin bir çoğunda baskın karakterler erkekler ve bu yayımların bir çoğunda kadına şiddet sanki çok normalmiş gibi işlenmiyor mu? ‘Sus kız sen anlamazsın!’, ‘Bak çarparım şimdi bir tane!’, ‘Kadın kısmı anlamaz bu işlerden!’ ve daha pek çok örnek.  Tüm bu olanların ardından kadınlarımıza ‘Üç Çocuk’ öğütleri verenlerin farkında olmadan(acaba?) kadınlarımızı geri plana ittiğini ve onlara sadece ‘yemek yapıp, çocuk doğurup erkeklerin cinsellik ihtiyaçlarını karşılayan insancıklar’ rolünü biçtiğini ve bunu yaparken bir kere de durup ‘acaba biz ne yapıyoruz böyle guguklu saat gibi konuşmak bizlere yakışıyor mu?’ diye de kendilerine sormadıklarını görmek ne acı...


Türk toplumunda çok büyük çarpıklıklar ve yozlaşma var. Özellikle son yirmi yıldır süregelen – tesadüfe bakın ki o tarihten sonra hemen hemen her seferinde Özal ve onun gibiler iktidarda olmuşlardır – yoğun saldırılar sonucunda elbette ki Türk Gençliği artık eskisi gibi değil. Atatürk İlke ve İnkılapları ışığında Cumhuriyet değerlerini korumak ve yükseltmekle yükümlü olan Türk Gençliği kendisini politikadan soyutlamış ve bir o kadar da Hilal’in ‘Panpişlerine’ ve Cicişlerin memişlerine odaklamıştır.
1986 doğumlu biri olarak gayet iyi hatırlıyorum küçüklüğümüzde  neler izlediğimizi. ‘Bizimkiler’ dizisi bitince kendimi yerlere atardım misal. Susam Sokağındaki Kurabiye Canavarı’na hayrandım, ne zaman kurabiye görsem ‘Ben Kurabiye Canararıyım’ diye tabaklara saldırırdım. Neyse ki artık canavar kelimesinin doğru telaffuzunu yapabiliyorum. Süperbaba vardı mesela, Adile Naşit ve Münir Özkul filmlerini izlerdik aile temasını işleyen... Peki ya şimdi? Seyirciyi ekran başına çekmek amacıyla oyunculuğu geri plana iterek yalnızca ‘güzel’ veya ‘yakışıklı’ oldukları için ekranlara çıkarılıp birer figür haline getirildikten sonra bir kaç sene içerisinde harcanan zavallıları izliyoruz. ‘Daçmin goooş!’ diyerek ortalıklarda dolaşan insanlar vardı daha bir kaç hafta önce. Onun buna, bunun şuna, sonra hepsinin birlikte ‘bizlere’ hallendikleri dizilere ise zaten girmek istemiyorum zira hiç izlemediğim halde nasıl oluyor da biliyorum sorusu sinirlerimi zıplatmaya yetiyor.
Tabi bu kadar lafı söyledikten sonra şunu da sormadan geçmek istemiyorum. Ey Türk Kadını! Bu çarkın böyle devam etmesinin önüne geçmek adına sen ne yapıyorsun peki? Sen ki Atatürk’ün ‘Dünya üzerinde hiç bir kadın yoktur ki vatanını kurtarmak için Türk Kadınından daha çok çalıştığını iddia etsin’ sözleriyle Ulusal Kurtuluş Savaşımızın Başkumandanı tarafından şereflendirilmiş, baş tacı edilmişsin. Peki büyüdüklerinde birer canavara dönüşen yavruları yetiştiren de sen değil misin?
Kadınlarımız artık seçimlerini yapmalıdır, bu düzen böyle devam edemez. Kendilerine reva görülen ‘Üç çocuklu, evde kocasını bekleyen kadın’ rolü mü yoksa sorumluluk alarak ülkeyi değiştirme yoluna girmek mi? Benim tanıdığım Türk Kadını analığını da en iyi şekilde yapar, ülkesini de en iyi şekilde değiştirir. Bu vesileyle anneciğime de sevgilerimi göndermeyi bir borç biliyorum. Sen hayatımda gördüğüm en değerli kadınsın.

8 Eki 2011

Son Kullanma Tarihi Gelmiş Saçmalıklar





Sevgili misafirler değerli dostlar, aramızda bu yazıyı okumuş olanlar olabilir, zira mandıramızın has ürünüdür. Bu aralar pek yazı yazasım yok, az önce de açtım rastgele bir yazı okudum blogumdan and made me smile filan yani. Neşeli çocukmuşum o zamanlar. Şimdi varsa yoksa milyon dolar say. Skerim böyle işi yani afedersiniz.

Merhaba canlarım, beni sizler yarattınııız, muck. Bugün hali hazırda uzun bir süredir yapmakta olduğum araştırmalarımın nihayete ulaşıp, bir kısmınıza yardım ve yataklığa dönüşeceği gündür; kutlu olsun! Bu grup “Çirkin İnsan Yavruları”...
                Kim kendini “Çirkin İnsan Yavruları” sınıflandırmasına dahil eder ki a benim babyface kardeşim gibi salak bi soru da sormayın. Yaptım; olazak!
                Gençler, hani siz cepteki tüm parayı üzerinize tek bi bakış çekmek için düşünmeden harcayabilenler, siz arabasına cebindeki son parayla yakıt alıp piyasa yapmaya çıkanlar, çok coolum havası yaratmak için blog yazanlar - hasktir maske düştü - diyeceğim o ki uğraşmayın oğlum bu tarz işlerle. Size şimdi alımlı çalımlı güzel bi hatun nasıl tavlanır onu öğreteceğim. Dikkatler bana... Başlıyoruz.
                Evlat, öncelikle bu kadar çaresiz durumda olduğun için yazık lan sana. Neyse ki Rusya ile aramızda vizeler kalkıyo Mayıs ayında, sen de memleketimize günlük 9 dolara “Her Şey Dahil” fırsatından yararlanmaya gelenler dışındaki Ruslarla tanışabileceksin. Sevinsene lan! Belki evlenirsiniz çocuğunuz filan olur. Adını Fırat koyun. Kız olursa da ***** (Bu isme sahip kişi süresiz ban yedi.) koyun zira en sevdiğim isimdir kendi ismimden sonra... muck.
                Oğlum, sen ortalıklarda salınmaya, arabaylan gezmeye, blog yazmaya filan devam et bunlar sorun değil ama şöyle bir gerçek var ki her önüne gelen hatuna yazış yaptığın için, kendisiyle birlikte tüm kadın ırkında olan şeyin bir tek kendisinde olduğunu düşündürüyorsun bu insanlara ve sonra frtncr abin çapkınlığa çıktığında zorluklar yaşıyor. Avrupa’da böyle mi lan! Akıllı ol Türk Erkeği. Abazan kardeşlerim!
                Kimse sevgilisini metroda ya da otobüste ya da ne bileyim İstiklalde aşağı yukarı yürürken tavlamamıştır heralde dimi? O zaman niye bakıyosun lan ayı gibi? Bir kez daha vurguluyorum bak iyi dinle! Sonra bu ayı gibi baktığın hatunlar frtncr’in bulunduğu mekana gidiyolar ve çok kıymetli büyüğünüzün bir tek kaş göz yapması yetmiyor. Tamam sonra babyfaceimi kullanarak olaya farklı bir boyut getiriyo olabilirim fakat bu sizin konunuz değil çünkü ben babyfaceim siz de götüm gibisiniz. Bunu unutmayın!
                Ey abazan Türk Çocuğu. Bak olum, senin en şanslı olduğun zaman ne zaman biliyo musun? Hatunların en down olduğu anlar. Valla bak. Balon gibi şişmiiiiş, nalet, yok efenim Kenan İmirzalıoğlu gibi sevgili istiyorum, yok Fırat Tuncer’den aşağısı kurtarmaz triplerine giren kızları öyle bi bakışta tavlayamazsın. Bu yüzden gel tecrübelerimden faydalan.
                Şanslısın; düşün ki ablamız artık gece eve dönmüş, üzerini değiştirmiş, pembe ve ayıcıklı pijamalarını giymiş. Yani anlıcağın sen bile dönüp bakmazsın suratına. Aha da işte hareket zamanı. Makyajını da temizledi miydiiii al sana işte down olmuş hatun. Şu da olur, sabah yeni yataktan kalkmış, gözlerinin altı şiş, iğrenç mi iğrenç, söz konusu pijamalar yine üzerinde ve buna ek olarak oda osuruk kokuyo! Ne o lan şaşırdın mı? Kızlar da pırtlar. Tabi sen karşı cinsle olan ilişkilerini poz yapmaktan ileriye götüremediğin için bilemezsin işin o tarafını.
                Velev ki bildin, ya bi sktr git!
                Kardeşlerim, yani neymiş, taarruz vakti uyumadan önce ve uyandıktan sonrasıymış çünkü mutlaka o uyuz, gözleri şişik hallerini tuvalet aynasında gördüler, gerçeğin farkına varıp “Tanrııım na kadar çirkinim böhüü, ben kim Fırat Tuncer kim?” diye kendilerine sordular...
                Hatunu buluşmaya ikna ettiniz ama işte çok da iç açıcı gözükmüyo durum zira kız balon gibi şişiniyo da şişiniyo. Bunun da çaresi var. Onu yemeğe götürün. Yani yemek derken “yaşasın yemek yemek”’deki yemek. “Ama o cümlede iki adet yemek var, hangisi bilemedim” diye soracak olanlar da lütfen aramızdan ayrılsınlar. Çok doluyum onlara! Konudan kopmadan, olm mümkünse kebapçıya götürün kızı, verin yedirin adanayı, urfayı, içirin ayranı. Ardından yemekler bittiğinde hemen kalkmayın, bir müddet daha oturun çünkü ablanın yedikleri lop lop et olmaktan ziyade, mide salgısının asidik yapısından ötürü şu anda “gaz” bulutu olma yolunda. Ahahaha, yazık lan ablamız çıkaramaz da o gazı şişer de şişer. Yılmayın! Bekleyin. Bi yerde patlayacak. Patlamadı mı? E tuvalete kaçacak. Dönüşte de tuvalette yaşadıklarını “Hadi yaa ben de insan mıyım? Neydi o öyle?” diyerek çaresizce düşüneceği için, aha da yine söndü balon. Evet neymiş, tuvalet dönüşleri de çok önemliymiş. Pelinler de zçıyo olm. “Ay yok ben makyaj tazelemeye gitmiştim.” Yeme sen bunu tabi; bak yine tecrübelerime dayanarak söylüyorum, daha kıçına makyaj yapanını görmedim! Tabi bu kıçıma kaş göz çizsem senden daha güzel olacağı gerçeğini değiştirmiyo. Hedefe odaklan sen!
                Neyse ki bu taktiklere hiç ama hiç ihtiyacım yok, ben frtncr’im ve büyük düşünüyorum. Tayyip amcamı örnek alıyorum, yatakta kaplan, sokakta maço filan. Dur lan özel hayata girmeyelim.
                Sen benim talihsiz kardeşim!
                İlk gördüğü kıza Zekai kardeşimizden örnek alarak “davşanım” diyen kardeşim. Üzülme üzülme. Hepsi geçti. Sağlıcakla kal. Dediklermi de unutma lan. Hadeee...